Mango Defilesi 2011

tumblr_m2wla7OqtR1qbncmi

Iki mart çarşamba günü, Çırağan Sarayı’na davetliydim, Mango’nun 2012 Sonbahar – Kış kolleksiyonunu görmek için. Her ne kadar Casual giyim markası da olsa, abiyeleri, spor abiyeleri ve aksesuarlarıyla bir şekilde Runway’i renklendirmeyi başarmışlar.

Defile öncesi kokteyl’e sadece 20 dakika geç gitmiş olsam da, kuridite ikramları çoktan talan edilmişti, şaşırmadım. Fakat tüm samimiyetimle söylüyorum, hiç beklemediğim bir manzara ile karşılaştım ve gecenin şokunu yaşadım. İçeri girdiğim andan itibaren, vestiyere kadar kafamda tek bir soru dönüyordu : “Davetliler nerede? ve “Bu kalabalık ne için burada?”

Siz sabırsız Karadergi okurları için doğrudan ve uzatmadan söylüyorum, ve lütfen herkes üzerine alınsın : Davete katılanların giydiği kıyafetler, tamamının bir  ”Kına Gecesine” geldiğini düşündürmekten öteye geçmedi. Hayatım boyunca bu kadar kötü giyinmiş bir kadın öbeği daha görmemiştim. Arada parmak ıssırtan (ilik gibi olarak tabir ettğimiz) istisnalar da yok değildi elbette, ama genel olarak ciddi bir kıyafet hurdalığı içinde buldum kendimi. Tam baş dönmesi ve tansiyon problemi baş göstermek üzereydi ki, kapılar açıldı, çatışmalar başladı.

Koltuk kapma süreci, Spartacus’un en kanlı ve vahşi savaş sahnelerinin reprodüksiyonu gibiydi. Bir kaç kıvrak kılıç darbesi ve çelik kalkanımla yaptığım bloklamadan sonra kendime bir yer ayarladım ve yerleştim.

Sebebini anlamadığım ve tümüyle gereksiz bulduğum bir Vespa Motosiklet geçidinden sonra, salon karbonmonoksite boğuldu. Bu kadar duman yetmezmiş gibi, bir de sis makinesinin dumanı eklenince, Haydarpaşa’nın yanan çatısını andıran bir kaç spot geldi gözümün önüne. Karabasan gibi üzerime oturan sıcak ise, gecenin olmazsa olmaz’ıydı. Tam kalkıp gidecektim ki, Runway’de ilk model belirdi.

Kırk’a yakın kombin yada elbise gösterildi. Mango’nun ısrarla üretmeye devam ettiği Erkek (HIM)’de dahil. Sadece pudra tonlu, pastel renkler kullanılmış demek mümkün. Sarı renk ezici biçimde fazla, Seksenler’in, sixen giyilmez vatkalı ceketleri, bol kesim bluzları, yüksek bel pantolonları önümüzdeki kış Mango seven liseli kızlarımızın üzerinde olacak.

Kalıbı oldukça bol trençkotlar, yetmişler seksenler arasında kalmış ceketler sergilendi ısrarla. Satın alma sorumluları, tasarımcılardan birinin gazına gelmiş olsa gerek, erkekler için milka ineği desenli kotlarda fazla diretmişler. Aynı kumaştan farklı farklı kombinler gösterdiler.  Abiyelerin tamamı oldukça sıradandı desem ayıp etmiş olmam, belden yada göğüsten büzmeli, viskon abiyeler, 3. sınıf gelinlikçilerin vitrinlerindeki, nişan kıyafetleri kadar tanıdık ve başarısızdı. Mankenlerin saçları ve makyajlarını da aynı ölçüde başarısız buldum. Önümüzdeki kış, cıvıl cıvıl bağdat ceddesi kızlarının bu kıyafetleri giyecekleri fikri pek kafama yatmadı.

Gönül isterdi ki akılda yer edecek 1-2 parça olsun, fakat üzülerek söylüyorum ben bişi beğenemedim. Ama bu fiyata bu kadar şıklık gibi bir bahane ardına sığınmak gibi düşünceleri varsa, Mango’nun yarı fiyatına, Beyoğlu iş merkezinde daha fazla şıklık cevabını yapıştırmadan geçemem.

Defile sonrası ikramını, çocuklarımız için olumsuz örnek oluşturabilecek,giriştekine benzer Spartacus sahneleri sebebiyle doğrudan geçip, Çırağanın esas balkonunda, o muazzam boğaz manzarasına karşı sigara içerken bana eşlik eden ve ne kadar sigaram varsa bitiren Zeynep Tunuslu ve İlker İnanoğlu’na da burdan selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Ve bir çoğunuzun aklına takılan bir soruyla bitiriyorum: “Zeynep Tunuslu, Survivor Adası’nda ne içiyor?, Nasıl tedarik ediyor?”

Comments are closed.